31 Mart 2013 Pazar

*****

'Ülke bölünüyor'
İşadamı Prof. Dr. Güntekin Köksal'dan Başbakan'a açık mektup

“Sayın Başbakan,
Ben müsaadenizle önce kısaca kendimi tanıtayım.
77 yaşında bir işadamıyım.
Devlet bursu ile Avrupa'da okudum.
Maden ve petrol konularında 2 master yaptım. Yurda döndükten sonra 10 senesi Batman'da olmak üzere 17 sene TPAO'da çalıştım. 34 senedir de 1974'te kurduğum Pet Holding şirketlerini yönetiyorum.
SSCB, Almanya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Yemen'de başarılı yatırımlar yaptım. Halen Türkiye, Kuzey Irak ve Yemen'de çok değerli sahalarda petrol üretimi yatırımlarım var. Çeşitli konularda ilklere imza atan, girişken bir müteşebbisim.
Sigortasız adam çalıştırmam.
Vergi kaçırmam...
Köklü bir aileden geliyorum.
Dedelerim, sadrazam, vezir, asker olarak ülkemize hizmet etmiştir. Atatürk ve devrimlerine çok bağlıyım. Atatürk olmasaydı ve bu devrimleri yapmasaydı bugün bizim dinimiz ve ismimizin de aynı kalması imkânı olmadığına inanırım. Kısacası yüzde yüz bir Atatürk çocuğuyum
Allah'a inancım tamdır..
Allah'ın dürüst, çalışkan, doğru insanların daima yanında olduğuna tecrübelerimle de inanırım. Türkiye'den kolay kolay vatan haini çıkmaz. Sizin ülkenizi sevdiğinize ve kendi stilinizde ülkemizi kalkındırmaya çalıştığınıza inanıyorum. Zeki, çalışkan ve çok karizmatik bir karaktere sahip olduğunuzu da biliyorum. Ancak ülkenin bugünkü durumunu üzülerek söyleyeyim ki hiç iyi görmüyorum. Hemen sinirlendiğinizi, kızdığınızı ve söylendiğinizi görüyorum. Medyaya sinirli, sert, kırıcı beyanatlar veriyorsunuz. Bir başbakanın her dakika sinirlenmeye hakkı yoktur.
Ülke bölünüyor...
Biz ve onlar diyorsunuz.
Bu ne demek?
Tarihimizde hiçbir başbakan halka böyle hitap etmemiştir.
Kendinize hâkim olun!
Senelerce üniversitelerde hocalık yaptım. Konferanslar verdim.
Babanız yaşındayım.
Üniversitede hocayım.
Bu yüzden hiçbir işadamının yapamadığı bu ikazları yapmaya hakkım var.
Sayın Başbakan!
Müsaadenizle size birtakım tavsiyelerde bulunuyorum:
Bugün çok güçlüsünüz.
Ya yarın? Allah bilir!!!
İnsanlar kendilerini en güçlü hissettikleri zamanlarda en büyük hataları yaparlar. Tarihte bu husus defaatla sabittir.
Ancak şu atasözünü hiç unutmayın!
"Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var"
"Keskin sirke küpüne zarar verir!"
Sinirlerinize hâkim olun!
Bağırıp çağırıp kötü konuşmayın.
İnsan kalbi sırça gibidir.
Kırdığınızda tamiri imkânsızdır.
Çok ağır konuşuyorsunuz.
Aydınlara, medyaya, yargıya, üniversitelere değer verin, görüşün, fikirlerini alın! Onlar da bu memleketin çocukları!!! Onların fikirleri, görüşleri, bilgileri, tavsiyeleri etrafınızdaki çok kişiden daha değerli olabilir. Her güçlü kişinin etrafının "evet efendimciler", "dalkavuklar" tarafından sarılmış olduğunu bilmeniz lazım.
Etrafınızdakilerin çoğunluğu her şeyi size soruyorlar. Her şeyi hiç kimse bilemeyeceği gibi siz de bilemezsiniz. Bilmediklerinizi açıkça söyleyin. Her hususta fikir beyan etmeyin, danışın, öğrenin. Monolog yapıyorsunuz. Diyalog yapmaya çalışın!
Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşırlar.
Sadece sizin gibi düşünenleri işlerin başına getirmeyin! Bugün birçok kamu müessesemizin işi bilmeyenler tarafından yönetildiğini görüyorum.
Kadrolaşmayın!
Sadece sempatizanlarınızı veya öyle görünenleri kadrolara yerleştirmeyin.
"Hayır! Yapmıyorum!" demeyin.
Ben Ankara'da yaşıyorum.
Duyuyor, kontrol ediyor ve görüyorum. Kapasitesiz, bilgisiz insanlar önce memlekete, sonra size zarar verir. ( Gercekden bu tiplerin sayısı hergun artıyor , zararı RTE’ na da olacak…)
Diktatörleşmeyin!
Milletvekillerinize dahi beyanat vermeyi yasaklamayın! Medyayla, aydınlarla, yargıyla, askerle, üniversitelerle inatlaşmayın. Sadece türban serbestliğini Anayasa'mızda değiştirmek dahi AB'ye girmemize büyük bir engel olacaktır.
Laikliğe, sizin tabiriniz ile ciğerden inanın, güvenin. Laiklik dini özgürlüklerin değişmez kanunudur.
Bir hadis-i şerif diyor ki: "Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder." Sıkça bahsettiğiniz büyük Türk düşünürü Edebali Hazretleri'nin öğütlerini bir kez daha okumanızı, içtenlikle tavsiye ediyorum.
Saygılarımla...

Prof. Dr. H. Güntekin Köksal
Pet Holding
Yönetim Kurulu Başkanı"

17 Mart 2013 Pazar

"Mantıklı öneri..."


MM.

Mantıklı bir öneri



 Bulaşık Makinası kullanan tüm tanıdıklarınıza iletin lütfen

 Kullandığımız deterjanların hem  çevre hem de sağlıgımız  üzerinde son derecede
 olumsuz etkileri var, bilindiği gibi.

 Özellikle yemek yedigimiz kapların temizlenmesinde kullanılan
 deterjenlarin cok iyi durulansa bile kalıntı bıraktığı biliniyor.  uzun
 yıllar boyunca bu kalıntılar gıdalarımıza bulaşıyor ve böylece
 sindirim sistemimize taşınıyor. Petrol esaslı kimyasal maddelerden
 oluşan ve son derecede güçlü olan bu kimyasallar kronik hastalıkların
  tetikleyicisi.
  Bu kimyasallar kanalizasyon sistemine karışıyor oradan da nehirlere
  gollere ve denizlere. Bu sentetik kimyasallar denizlerde de besin
  zincirine bulaşarak tekrar sindirim sistemimize geri dönüyor, ne yazik ki.

 Bir süre once bir deneye basladım ve bulaşık makinasında MAİ SABUN (YANLIŞ OLARAK ARAP SABUNU DA DENİYOR) kullandIm. Daha önce doktor tavsiyesi ile çocuklarin biberonlarının temizlenmesinde kullanmıştım doğal ve zararsız olduğunu biliyordum. Bulaşık makinesinde ne sonuç alacağımı merak ettim.

Sonuç harika! Bulaşıklar ter temiz pırıl pırıl oldu.

MAİ SABUN hem çok daha ucuz, hem de çok daha doğal. Çevredeki kirlilik
etkisi de çok daha az.
Bulaşık makinasının deterjan gözüne dolduracak kadar koyup kapağı
kapatıyorsun  .  MAİ SABUN macun gibi, sıcak su ile rahatca eriyor.
Bu deneyden sonra internettende araştırma yaptım, pek çok kişi bu
metodu kullanıyormuş

PARLATICI BÖLÜMÜNE DE ELMA SİRKESİ KOYUYORUM (ama
üzüm sirkesi değil..özellikle elma sirkesi)..
.

SONUÇ HARİKA!!! YILLARDIR BUNU UYGULUYORUM..

12 Aralık 2012 Çarşamba

TALKAN KATLİAMI…


100.000′in üstünde Türk katledilmiştir.
50.000′in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
ehirler yağmalanmış , ganimet diye halkın herşeyi talan edilmiştir.
Tüm zenginlikler , tarihi eserler yokedilmiş , yakılmış , yıkılmıştır.

Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan “Talkan Katliamında” 40.000 Türkün kesilerek 24 km yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır.

Aynı şekilde “Curcan Katliamında da esir alınan 40.000 Türk’ün nehir kenarında kafaları kesilmiş , nehrin suyu kıpkızıl olmuş , cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.

“Teslim olursanız canınız bağışlanacak” sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş ,
“Şeriat söz tanımaz” denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.

Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir.

Talkan katliamı’nın nasıl olduğunu anlamak için 10.yy alimlerinden Ebu Cafer Taberi‘nin Tarih-i Taberi adlı kitabına bakalım.

Her kim Türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar.Ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv’e geldiler.

Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan’a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe’nin geldiğini işitince kaçtı. Kuteybe Talkan’a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Ne kadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe’nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.

Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)

Kuteybe dedi: – Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.(Syf-347)
Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)

Ne yazık ki bu tarihi gerçekler “toplum dinden soğumasın” düşüncesiyle gizlenmektedir. Gerçekler acıdır ve gizlidir.

-aven

20 Eylül 2012 Perşembe

*****


ATATÜRK' ün en büyük başarılarından biri,
·         36 padişahın ilki hariç diğer 35 inin "yabancı ve gayri müslim kadınlar" (Sırp-Hırvat-Rum-Yahudi-Ermeni vb..) ile evlendiği,
·         bu kadınlardan doğan çocukların padişah yapıldığı,
·         235 sadrazamının 150 sinin "devşirme-dönme" (Sırp-Hırvat-Rum-Yahudi-Ermeni vb..) olduğu,
·         210 baş defterdarın 160 ı "devşirme-dönme" (Sırp-Hırvat-Rum-Yahudi-Ermeni vb..) olduğu,
·         170 kaptanı deryanın 115 i "devşirme-dönme"  (Sırp-Hırvat-Rum-Yahudi-Ermeni vb..) olduğu,
·         Türk uyrukluların yüksek eğitim kurumlarına ve devlet üst görevlerine kabul edilmediği,
bir "tuhaf" düzen içerisinden ve "islam" olduğunu iddia edebilen böylesine bir yıkıntıdan "BİRLİK" kurarak, "TÜRK" bilinci yaratabilmiş olmasıdır.





   
.

__,_._,___



"TÜRKİYE ATATÜRK’Ü ALLAH’A BORÇLUSUN,
 GERİ KALAN HERŞEYİ DE ATATÜRK’e!"
"TURQUIE, TU DOIS ATATÜRK A DIEU, ET LE RESTE A ATATURK!"

Daniel Dumoulin

13 Temmuz 2012 Cuma

*




"UZAMASIN AYRILIK"
Sen sahilin Karşıyakanın
Engüzel kızı
Sana deliyim
Delice sevdiğim
Sana ben sevdalıyım
Ezelden sevdalıyım
Deli deli sevdiğim
Sana ben sevdalıyım
Sen sis gibisin
Denizin sisi
Kıyıların incisi
Uzamasın ayrılık
Sana ben sevdalıyım
Ezelden sevdalıyım
Deli deli sevdiğim
Sana ben sevdalıyım
(MKB)

3 Temmuz 2012 Salı

25 Ocak 2012 Çarşamba

AZERBAYCAN' DA ŞİFA


AZERBAYCAN' DA ŞİFA BULMANIN YOLLARI

EĞER BAŞIZ AĞRİSE:
Bir avuç üzüm sirkesini geniş nefes alarah, var guvvetizle genzize
çekeceksiz. Eğer başız yarım ağrise; iki tene it gavunu havanda ezip
lapa yaparah ağrıyan tarafıza yapıştıracahsız.



EĞER GULAĞIZ AĞRİSE:
Bi çay gaşuğu rakıyı, gulağızın tortiğine tökeceksiz.



EĞER GÖZÜZ AĞRİSE:
Bi haftaluğ doğum yapmış garının, sıcağı sıcağına ağrıyan gözüze üç
damla südünü sağdırup gözüzü açıp yumun ki südü içeri gide.



EĞER BURNUZ AĞRİSE (TATAR HAMI OLMUŞSAZ):

Meşe közüne bi top gahve şekerini atıp dumanını geniş, geniş burnuzdan

nefes alacah şekilde içinize çekin.

EĞER SAÇIZ TÖKİLİSE, YAHUT GAFAZ DAZLAĞSA

Bi avuç eşek fışgısı, iki yumurta sarısı, yüz gram gara saggız, elli gram

çirişi garuşturup gafaniza saracahsız. Heç çıhartmadan bibuçuh ay

gafazda galacah. Sona sökeceksiz, ondan sonra yeni saçlar çıhar.

EĞER DİŞİZ AĞRİSE:
Çorap cağını ataşda eyice gızdırıp ağrıyan dişizi dağlayacahsız. O
dişiz bidaha heç ağrımaz.

EĞER GÖGSÜZ AĞRİSE:
Haşıllı bi havluyu, gızgın su buharında eyice gızdurup, üstüne toz
garabiber töküp sıcağı sıcağına göksüze sarın. Dilizin altınada
garanfil gonciği alıp emerekten yatın. Bismillah artuğ gendizi
üşütmiyene gadar bidaha da gösgüz ağrımaz.

EĞER SIRTIZ AĞRİSE:
Zobayı eyi yahın, odayı eyice gızdurun, belden yuharı soyunup sırtızı
sobaya verin. Ağrızın böyüklüğüne göre iki yada üç tene kupa, bi lohma
gazete kağıdı, Anaza yada Bacıza yahutta Köroğluna(kariniz kastedilmekte), gazete kağıtlarını kupaların içine atıp yahar yahmaz alavlu alavlu ağrıyan yerize kupayı
basdurun. Düşene gadar kupa orada galsın. Düşdükten sona yerine
tendirdiyot sürüp üşütmemek için yün guşahdan eyicene sarın.

EĞER GARNIZ AĞRİSE:
Bi kesme şekere, zencefil ezip bu şekeri zencefil tozuna beleyip
emmeden yudun. Heç bişeyiz galmaz geçer.

EĞER VIRİGE(ishal anlaminda) DÜŞMÜŞSEZ:
Bi havanın içinde limon duzunu, çig gahveden beraber dögüp sabahleyin
aç garnına bi gahve gaşuğu ağzıza atın. Eğer yudamisez bu garışımı heb
yapıp geçi gılliği böyüklüğünde susuz olarah yudun. Eğere içiz daş
kesmezse bu kerede bu ıngıbazlığa geçürmek içün başga bi ilaç söliyem
yapın eğer INGIBAZSAZ (GABIZ OLMUŞSAZ) guyruh yağından

kıkırdağ yapıp ekmeksüz olarak bol bol yeyeceksiz.

EĞER BELİZ AĞRİSE:
İki tutam çejli yünü yıhamadan, bi gaşuh gara biberi yünün üstüne
sepip gine yün guşahnan belize sarın.

EĞER BÖBREGİZDE GUM VARSA SANCILANİSEZ:
Gölgede gurumuş mısır püskülünü çay gaynatır gibi gaynadıp, dölbentte
süzüp iki gece ayazda bekledip, sabahdan ahşama gadar su içmemek
şartıynan hergün bir çay bardağı içeceksiz. Ne gadar daş ve gum varsa
söker atar.

EĞER BASURUZ VARSA:
İkiyüz elli gram gavrulmamış çedene, gine o gadar böğürtlen kökünün
yumrusunu beraber bi çaydanlıhda gaynadın sona suyunu dölbentle
süzdükten sona her sabah aç garnına birer bardah için. Ne ağru galur
ne de meme.

EĞER NASIRIZ VARSA:
Bi üsgük tosbağa tüpürüğü, nasırızın üsdüne töküp elize bi cımbız alıp
bekleyin, nasıl gaşınmaya başlayınca cımbızla zıpbiginden çekip
löpbidek alın.

TOSBAĞA NASIL TÜPÜRÜR:
Bi tene elöpeni tutup tosbağanın garşısına getirin elizde bi fincan
tosbağanın ağzına tutun el öpeni görünce tosbağa gafasını çıharıp ağzı
şoriklenmeye başlar. Sizde o vakit fincanızı doldurun. Sona nasırıza
dökün.

EĞER BARMAĞIZA DOLAMA ÇIHMIŞSA:
Bi bağ soğanı gızgın külde eyice haşlayıp, zıllıgini çıharıp, zılliginin

yerine dolamalı barmağızı sohup barmağız zongluyana gadar iki üç

gün elece soğanın içinde bekletin. Sonra sökün. Dolamayı ne
goymuşsuz ne bulasız.

EĞER COCOZU TUTAMİSEZ:
Gara sakgız, çiriş, çavdar kepeğini garışdırıp ataşda gızdırın. Eriyen
bu maddeyi haşıllı amerikan bezine bastuğ serer gibi serip poçigizin
üstüne bağlayın. Bi daha cocozu gaçırmazsız. Bu ilaca aynı zamanda
poçik yahısıda denir.

EĞER İHTİYARSAZ; ŞEREET DÖŞEĞİNDE MAHÇUPSAZ:
Saf zeytinyağının içine guvvet eksüklüğüze göre on veyahut daha fazla
guru inciri atın. Bi hafta gavanozun içinde zeytinyağı galmayana gadar
incirler beklesin. Sona her sabah aç garnına bi inciri çeynemeden
yudun. Eğerki hosbaht olmazsaz boşunada uğraşmayın sizi teneşür
pekler!!!_YAAAAAAA, işte böle, bol bol yeyeceksiz...