29 Eylül 2010 Çarşamba

'Uzun yaşamamın sırrı, yapma denileni yapmak!'

'Uzun yaşamamın sırrı, yapma denileni yapmak!'

27/09/2010 8:10

Toplam 300 bin sigara, 900 şişe viski; işte 100 yaşındaki savaş gazisinin uzun yaşam sırrı!


LONDRA - İngiltere’de yaşayan Arthur Langran adlı savaş gazisi sağlıksız alışkanlıklarına rağmen 100’ü görebilmiş olmasını, insanların ‘yapma’ dedikleri şeyleri yapmasına bağlıyor. İki çocuk babası Langran, 20’sinden beri sigara kullanıyor, o zamandan beri de günde en az 10 sigara içtiğini anlatıyor. Bu, 292 bin sigaraya denk geliyor. Langran ayrıca 80 yıl boyunca her gün bir bardak viski tüketmiş.

100’üncü yaş gününü bir barda bira içerek kutlayan Langran’ın 62 yaşındaki oğlu Peter, “Doktor ona sigarayı bıraktırmanın bir anlamı olmayacağını söyledi. Zor bir yaşamı oldu. Yetimdi, zor şartlarda yaşadı. 14 yaşında Kanada’da çiftliklerde çalıştı. İkinci Dünya Savaşı’nda orduya katılmak için 1940’ta İngiltere’ye döndü ve Nazilerle savaştı. Savaşta bir el bombasından sağ kurtuldu, hâlâ derisinin altında şarapnel parçaları var. Sigara içmesine rağmen sağlığı iyi ve hâlâ kendi kendine merdivenleri çıkabilecek kadar dinç” diye konuştu.

Langran ise “Daima işin sırrının ‘yapma’ denileni yapmak olduğunu söylerim. 20 yaşından beri sigara içiyorum ve keyif alıyorum. Her gün gazete okuyorum, oğlum John’un yardımıyla bulmacaları çözüyorum” dedi. Langran’ın eşi Ivy, 2000 yılında yaşamını yitirmişti. (swns.com)

***




Kanserin Ölümü
Buğday çimi ekin, Buğday şırası için, Kanseri engelleyen besinlerin başında
atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor.
Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday
çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi Pakistan'daki Hunzakut
Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı
çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve
kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde
cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra
mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami
Güneral ile sohbetimiz sürüyor.
Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
Buğday müthiş bir kanser ilacıdır.
Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.
Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve
besin maddesi içerir.
Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez
daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir
bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler
içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan
'laetril' içermektedir.
Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır.
(Japon Bilim Adamı Nagivara)
Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale
getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
- Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
- Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi
yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri....
-
Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
- Evet herkes üretebilir.- İsterseniz tarif edeyim.
Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam
kavanoza konur.
Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir.
Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.
Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.
Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.
24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba
aktarılır.
Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise
günde 3 kez şıra alınır.
Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir.
O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir
içecek ortaya çıkar.

- Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur?
Çünkü anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden
biri...
Elmanın çekirdeğini de yiyin!
- Evet, Türkiye'de en kolay laetril'e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve
kayısı çekirdeğidir.
Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok
da iyi olur. Amerika'daki ilaç sanayinin maşaları bu 'laetril' adlı ilacı
yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika'da satılan 'laetril' bu ülkeden
alınıp kaçak olarak ABD'ye sokulmaktadır.
Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar
alınmaktadır.
'Kanserin Ölümü' adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı
kazandığını söylemişti.
- Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
- Evet öyle. Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği
yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna
inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var...
Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut'ta şimdiye kadar hiç
kanser olayına rastlanmadı.
Hanzakut'un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği...
- Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık
sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir
sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
- Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra
biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel'in tüm beden tedavisi bugün
bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.
Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi
- Tüm beden tedavisi nedir?
- Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm
vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu.

- Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir
bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu.
Issel'in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak
muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi.
Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile
karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu.
Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti.
Eski Sovyetler'de, şimdiki Rusya'da bu yöntem halen kullanılıyor.



Dr. Serap KIRMIZI
Uludag University
Faculty of Science and Arts
Department of Biology
16059 Gorukle/Bursa TURKEY

2 Eylül 2010 Perşembe

"HAYIRLI RAMAZANLAR..."



İstanbul'da sık sık gittiğim bir lokanta vardır.
Alkollü içki satmayan,geleneksel bir lokanta.
Her ramazanda dükkanın önüne dev bir pankart
asar ve"Hayırlı Ramazanlar"derdi.
Birkaç gün önce bu lokantaya gittim.Pankartı
asmamış.
Patrona,"Ne o,bu yıl ramazan gelmedi mi?"diye sordum.
"Geldi ama gitti"dedi.
Şaşırdım."Nasıl"dedim.
Ramazanın 1.günü pankartı asmış.
Hemen"birileri"gelmiş.
"Bu pankart siyasi maksatlı,indirin"demiş.
Patron,"Ne siyasi maksadı.Her yıl astığım pankart.
Depodan çıkardım"demiş.
"O zaman hemen yeniden depoya kaldır.
Seneye ramazanda asarsın"demişler.Kaldırmamış.
Ertesi gün bir daha gelmiş aynı"birileri".
Kaldırmış mecburen.
"Başka pankart da yaptıramadım.Ne yazacağımı
bilemedim.İyi ramazanlar desek olmaz.Bu yılı
hayırsız bir ramazanla geçiriyorum"dedi.
Not: Bu restoranın sahibi referandumda
"Evet"diyecekti.Şimdi kararını gözden geçiriyor.

Fatih ALTAYLI -Haber Türk (2 Eylül 2010)