10 Mayıs 2014 Cumartesi
8 Mayıs 2014 Perşembe
SOKRATES'İN ÜÇ FİLTRE TESTİ
Bir gün bir tanıdığı büyük filozof Sokrates’e rastladı ve dedi ki “Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?” “Bir dakika bekle” diye cevap verdi Sokrates. Bana bir şey söylemeden önce senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna “Üçlü filtre testi” deniyor. Üçlü Filtre? “Doğru” diye devam etti Sokrates. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce bir süre durup söyleyeceklerini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir.
Birinci filtre ‘Gerçek Filtresi’: Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçeği yansıttığından emin misin? “Hayır” dedi bir süre duraklayan adam... “Aslında bunu sadece duydum ve...”, “Tamam” dedi Sokrates, öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.
Şimdi ikinci filtreyi deneyelim; ‘İyilik Filtresi’. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi? “Hayır, tam tersi...” “Öyleyse”, diye devam etti Sokrates; Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. “İşte Yararlılık Filtresi”.
Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı? “Hayır, gerçekten pek işine yaramayabilir... “,” İyi” dedi Sokrates, derin bir nefesin ardından; “Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar, faydalı bir şey de değilse bana niye söyleyesin ki?”
Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı? “Hayır, gerçekten pek işine yaramayabilir... “,” İyi” dedi Sokrates, derin bir nefesin ardından; “Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar, faydalı bir şey de değilse bana niye söyleyesin ki?”
SOKRATES'İN ÜÇ FİLTRE TESTİ – FELSEFE ANSİKLOPEDİSİ
31 Mart 2013 Pazar
*****
'Ülke bölünüyor'
İşadamı Prof. Dr. Güntekin Köksal'dan Başbakan'a açık mektup
“Sayın Başbakan,
Ben müsaadenizle önce kısaca kendimi tanıtayım.
77 yaşında bir işadamıyım.
Devlet bursu ile Avrupa'da okudum.
Maden ve petrol konularında 2 master yaptım. Yurda döndükten sonra 10 senesi Batman'da olmak üzere 17 sene TPAO'da çalıştım. 34 senedir de 1974'te kurduğum Pet Holding şirketlerini yönetiyorum.
SSCB, Almanya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Yemen'de başarılı yatırımlar yaptım. Halen Türkiye, Kuzey Irak ve Yemen'de çok değerli sahalarda petrol üretimi yatırımlarım var. Çeşitli konularda ilklere imza atan, girişken bir müteşebbisim.
Sigortasız adam çalıştırmam.
Vergi kaçırmam...
Köklü bir aileden geliyorum.
Dedelerim, sadrazam, vezir, asker olarak ülkemize hizmet etmiştir. Atatürk ve devrimlerine çok bağlıyım. Atatürk olmasaydı ve bu devrimleri yapmasaydı bugün bizim dinimiz ve ismimizin de aynı kalması imkânı olmadığına inanırım. Kısacası yüzde yüz bir Atatürk çocuğuyum
Allah'a inancım tamdır..
Allah'ın dürüst, çalışkan, doğru insanların daima yanında olduğuna tecrübelerimle de inanırım. Türkiye'den kolay kolay vatan haini çıkmaz. Sizin ülkenizi sevdiğinize ve kendi stilinizde ülkemizi kalkındırmaya çalıştığınıza inanıyorum. Zeki, çalışkan ve çok karizmatik bir karaktere sahip olduğunuzu da biliyorum. Ancak ülkenin bugünkü durumunu üzülerek söyleyeyim ki hiç iyi görmüyorum. Hemen sinirlendiğinizi, kızdığınızı ve söylendiğinizi görüyorum. Medyaya sinirli, sert, kırıcı beyanatlar veriyorsunuz. Bir başbakanın her dakika sinirlenmeye hakkı yoktur.
Ülke bölünüyor...
Biz ve onlar diyorsunuz.
Bu ne demek?
Tarihimizde hiçbir başbakan halka böyle hitap etmemiştir.
Kendinize hâkim olun!
Senelerce üniversitelerde hocalık yaptım. Konferanslar verdim.
Babanız yaşındayım.
Üniversitede hocayım.
Bu yüzden hiçbir işadamının yapamadığı bu ikazları yapmaya hakkım var.
Sayın Başbakan!
Müsaadenizle size birtakım tavsiyelerde bulunuyorum:
Bugün çok güçlüsünüz.
Ya yarın? Allah bilir!!!
İnsanlar kendilerini en güçlü hissettikleri zamanlarda en büyük hataları yaparlar. Tarihte bu husus defaatla sabittir.
Ancak şu atasözünü hiç unutmayın!
"Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var"
"Keskin sirke küpüne zarar verir!"
Sinirlerinize hâkim olun!
Bağırıp çağırıp kötü konuşmayın.
İnsan kalbi sırça gibidir.
Kırdığınızda tamiri imkânsızdır.
Çok ağır konuşuyorsunuz.
Aydınlara, medyaya, yargıya, üniversitelere değer verin, görüşün, fikirlerini alın! Onlar da bu memleketin çocukları!!! Onların fikirleri, görüşleri, bilgileri, tavsiyeleri etrafınızdaki çok kişiden daha değerli olabilir. Her güçlü kişinin etrafının "evet efendimciler", "dalkavuklar" tarafından sarılmış olduğunu bilmeniz lazım.
Etrafınızdakilerin çoğunluğu her şeyi size soruyorlar. Her şeyi hiç kimse bilemeyeceği gibi siz de bilemezsiniz. Bilmediklerinizi açıkça söyleyin. Her hususta fikir beyan etmeyin, danışın, öğrenin. Monolog yapıyorsunuz. Diyalog yapmaya çalışın!
Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşırlar.
Sadece sizin gibi düşünenleri işlerin başına getirmeyin! Bugün birçok kamu müessesemizin işi bilmeyenler tarafından yönetildiğini görüyorum.
Kadrolaşmayın!
Sadece sempatizanlarınızı veya öyle görünenleri kadrolara yerleştirmeyin.
"Hayır! Yapmıyorum!" demeyin.
Ben Ankara'da yaşıyorum.
Duyuyor, kontrol ediyor ve görüyorum. Kapasitesiz, bilgisiz insanlar önce memlekete, sonra size zarar verir. ( Gercekden bu tiplerin sayısı hergun artıyor , zararı RTE’ na da olacak…)
Diktatörleşmeyin!
Milletvekillerinize dahi beyanat vermeyi yasaklamayın! Medyayla, aydınlarla, yargıyla, askerle, üniversitelerle inatlaşmayın. Sadece türban serbestliğini Anayasa'mızda değiştirmek dahi AB'ye girmemize büyük bir engel olacaktır.
Laikliğe, sizin tabiriniz ile ciğerden inanın, güvenin. Laiklik dini özgürlüklerin değişmez kanunudur.
Bir hadis-i şerif diyor ki: "Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder." Sıkça bahsettiğiniz büyük Türk düşünürü Edebali Hazretleri'nin öğütlerini bir kez daha okumanızı, içtenlikle tavsiye ediyorum.
Saygılarımla...
Prof. Dr. H. Güntekin Köksal
Pet Holding
Yönetim Kurulu Başkanı"
İşadamı Prof. Dr. Güntekin Köksal'dan Başbakan'a açık mektup
“Sayın Başbakan,
Ben müsaadenizle önce kısaca kendimi tanıtayım.
77 yaşında bir işadamıyım.
Devlet bursu ile Avrupa'da okudum.
Maden ve petrol konularında 2 master yaptım. Yurda döndükten sonra 10 senesi Batman'da olmak üzere 17 sene TPAO'da çalıştım. 34 senedir de 1974'te kurduğum Pet Holding şirketlerini yönetiyorum.
SSCB, Almanya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Yemen'de başarılı yatırımlar yaptım. Halen Türkiye, Kuzey Irak ve Yemen'de çok değerli sahalarda petrol üretimi yatırımlarım var. Çeşitli konularda ilklere imza atan, girişken bir müteşebbisim.
Sigortasız adam çalıştırmam.
Vergi kaçırmam...
Köklü bir aileden geliyorum.
Dedelerim, sadrazam, vezir, asker olarak ülkemize hizmet etmiştir. Atatürk ve devrimlerine çok bağlıyım. Atatürk olmasaydı ve bu devrimleri yapmasaydı bugün bizim dinimiz ve ismimizin de aynı kalması imkânı olmadığına inanırım. Kısacası yüzde yüz bir Atatürk çocuğuyum
Allah'a inancım tamdır..
Allah'ın dürüst, çalışkan, doğru insanların daima yanında olduğuna tecrübelerimle de inanırım. Türkiye'den kolay kolay vatan haini çıkmaz. Sizin ülkenizi sevdiğinize ve kendi stilinizde ülkemizi kalkındırmaya çalıştığınıza inanıyorum. Zeki, çalışkan ve çok karizmatik bir karaktere sahip olduğunuzu da biliyorum. Ancak ülkenin bugünkü durumunu üzülerek söyleyeyim ki hiç iyi görmüyorum. Hemen sinirlendiğinizi, kızdığınızı ve söylendiğinizi görüyorum. Medyaya sinirli, sert, kırıcı beyanatlar veriyorsunuz. Bir başbakanın her dakika sinirlenmeye hakkı yoktur.
Ülke bölünüyor...
Biz ve onlar diyorsunuz.
Bu ne demek?
Tarihimizde hiçbir başbakan halka böyle hitap etmemiştir.
Kendinize hâkim olun!
Senelerce üniversitelerde hocalık yaptım. Konferanslar verdim.
Babanız yaşındayım.
Üniversitede hocayım.
Bu yüzden hiçbir işadamının yapamadığı bu ikazları yapmaya hakkım var.
Sayın Başbakan!
Müsaadenizle size birtakım tavsiyelerde bulunuyorum:
Bugün çok güçlüsünüz.
Ya yarın? Allah bilir!!!
İnsanlar kendilerini en güçlü hissettikleri zamanlarda en büyük hataları yaparlar. Tarihte bu husus defaatla sabittir.
Ancak şu atasözünü hiç unutmayın!
"Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var"
"Keskin sirke küpüne zarar verir!"
Sinirlerinize hâkim olun!
Bağırıp çağırıp kötü konuşmayın.
İnsan kalbi sırça gibidir.
Kırdığınızda tamiri imkânsızdır.
Çok ağır konuşuyorsunuz.
Aydınlara, medyaya, yargıya, üniversitelere değer verin, görüşün, fikirlerini alın! Onlar da bu memleketin çocukları!!! Onların fikirleri, görüşleri, bilgileri, tavsiyeleri etrafınızdaki çok kişiden daha değerli olabilir. Her güçlü kişinin etrafının "evet efendimciler", "dalkavuklar" tarafından sarılmış olduğunu bilmeniz lazım.
Etrafınızdakilerin çoğunluğu her şeyi size soruyorlar. Her şeyi hiç kimse bilemeyeceği gibi siz de bilemezsiniz. Bilmediklerinizi açıkça söyleyin. Her hususta fikir beyan etmeyin, danışın, öğrenin. Monolog yapıyorsunuz. Diyalog yapmaya çalışın!
Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşırlar.
Sadece sizin gibi düşünenleri işlerin başına getirmeyin! Bugün birçok kamu müessesemizin işi bilmeyenler tarafından yönetildiğini görüyorum.
Kadrolaşmayın!
Sadece sempatizanlarınızı veya öyle görünenleri kadrolara yerleştirmeyin.
"Hayır! Yapmıyorum!" demeyin.
Ben Ankara'da yaşıyorum.
Duyuyor, kontrol ediyor ve görüyorum. Kapasitesiz, bilgisiz insanlar önce memlekete, sonra size zarar verir. ( Gercekden bu tiplerin sayısı hergun artıyor , zararı RTE’ na da olacak…)
Diktatörleşmeyin!
Milletvekillerinize dahi beyanat vermeyi yasaklamayın! Medyayla, aydınlarla, yargıyla, askerle, üniversitelerle inatlaşmayın. Sadece türban serbestliğini Anayasa'mızda değiştirmek dahi AB'ye girmemize büyük bir engel olacaktır.
Laikliğe, sizin tabiriniz ile ciğerden inanın, güvenin. Laiklik dini özgürlüklerin değişmez kanunudur.
Bir hadis-i şerif diyor ki: "Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder." Sıkça bahsettiğiniz büyük Türk düşünürü Edebali Hazretleri'nin öğütlerini bir kez daha okumanızı, içtenlikle tavsiye ediyorum.
Saygılarımla...
Prof. Dr. H. Güntekin Köksal
Pet Holding
Yönetim Kurulu Başkanı"
17 Mart 2013 Pazar
"Mantıklı öneri..."
MM.
Mantıklı bir öneri
Bulaşık Makinası kullanan tüm tanıdıklarınıza iletin lütfen
Kullandığımız deterjanların hem çevre hem de sağlıgımız üzerinde son derecede
Mantıklı bir öneri
Bulaşık Makinası kullanan tüm tanıdıklarınıza iletin lütfen
Kullandığımız deterjanların hem çevre hem de sağlıgımız üzerinde son derecede
olumsuz etkileri var, bilindiği gibi.
Özellikle yemek yedigimiz kapların temizlenmesinde kullanılan
deterjenlarin cok iyi durulansa bile kalıntı bıraktığı biliniyor. uzun
yıllar boyunca bu kalıntılar gıdalarımıza bulaşıyor ve böylece
sindirim sistemimize taşınıyor. Petrol esaslı kimyasal maddelerden
oluşan ve son derecede güçlü olan bu kimyasallar kronik hastalıkların
tetikleyicisi.
Bu kimyasallar kanalizasyon sistemine karışıyor oradan da nehirlere
gollere ve denizlere. Bu sentetik kimyasallar denizlerde de besin
zincirine bulaşarak tekrar sindirim sistemimize geri dönüyor, ne yazik ki.
Bir süre once bir deneye basladım ve bulaşık makinasında MAİ SABUN (YANLIŞ OLARAK ARAP SABUNU DA DENİYOR) kullandIm. Daha önce doktor tavsiyesi ile çocuklarin biberonlarının temizlenmesinde kullanmıştım doğal ve zararsız olduğunu biliyordum. Bulaşık makinesinde ne sonuç alacağımı merak ettim.
Sonuç harika! Bulaşıklar ter temiz pırıl pırıl oldu.
MAİ SABUN hem çok daha ucuz, hem de çok daha doğal. Çevredeki kirlilik
etkisi de çok daha az.
Bulaşık makinasının deterjan gözüne dolduracak kadar koyup kapağı
kapatıyorsun . MAİ SABUN macun gibi, sıcak su ile rahatca eriyor.
Bu deneyden sonra internettende araştırma yaptım, pek çok kişi bu
metodu kullanıyormuş
PARLATICI BÖLÜMÜNE DE ELMA SİRKESİ KOYUYORUM (ama
üzüm sirkesi değil..özellikle elma sirkesi)...
Özellikle yemek yedigimiz kapların temizlenmesinde kullanılan
deterjenlarin cok iyi durulansa bile kalıntı bıraktığı biliniyor. uzun
yıllar boyunca bu kalıntılar gıdalarımıza bulaşıyor ve böylece
sindirim sistemimize taşınıyor. Petrol esaslı kimyasal maddelerden
oluşan ve son derecede güçlü olan bu kimyasallar kronik hastalıkların
tetikleyicisi.
Bu kimyasallar kanalizasyon sistemine karışıyor oradan da nehirlere
gollere ve denizlere. Bu sentetik kimyasallar denizlerde de besin
zincirine bulaşarak tekrar sindirim sistemimize geri dönüyor, ne yazik ki.
Bir süre once bir deneye basladım ve bulaşık makinasında MAİ SABUN (YANLIŞ OLARAK ARAP SABUNU DA DENİYOR) kullandIm. Daha önce doktor tavsiyesi ile çocuklarin biberonlarının temizlenmesinde kullanmıştım doğal ve zararsız olduğunu biliyordum. Bulaşık makinesinde ne sonuç alacağımı merak ettim.
Sonuç harika! Bulaşıklar ter temiz pırıl pırıl oldu.
MAİ SABUN hem çok daha ucuz, hem de çok daha doğal. Çevredeki kirlilik
etkisi de çok daha az.
Bulaşık makinasının deterjan gözüne dolduracak kadar koyup kapağı
kapatıyorsun . MAİ SABUN macun gibi, sıcak su ile rahatca eriyor.
Bu deneyden sonra internettende araştırma yaptım, pek çok kişi bu
metodu kullanıyormuş
PARLATICI BÖLÜMÜNE DE ELMA SİRKESİ KOYUYORUM (ama
üzüm sirkesi değil..özellikle elma sirkesi)...
SONUÇ HARİKA!!! YILLARDIR BUNU UYGULUYORUM..
12 Aralık 2012 Çarşamba
TALKAN KATLİAMI…
100.000′in üstünde Türk katledilmiştir.
50.000′in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
ehirler yağmalanmış , ganimet diye halkın herşeyi talan edilmiştir.
Tüm zenginlikler , tarihi eserler yokedilmiş , yakılmış , yıkılmıştır.
Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan “Talkan Katliamında” 40.000 Türkün kesilerek 24 km yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır.
Aynı şekilde “Curcan Katliamında da esir alınan 40.000 Türk’ün nehir kenarında kafaları kesilmiş , nehrin suyu kıpkızıl olmuş , cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.
“Teslim olursanız canınız bağışlanacak” sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş ,
“Şeriat söz tanımaz” denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.
Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir.
Talkan katliamı’nın nasıl olduğunu anlamak için 10.yy alimlerinden Ebu Cafer Taberi‘nin Tarih-i Taberi adlı kitabına bakalım.
Her kim Türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar.Ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv’e geldiler.
Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan’a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe’nin geldiğini işitince kaçtı. Kuteybe Talkan’a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Ne kadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe’nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.
Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)
Kuteybe dedi: – Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.(Syf-347)
Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)
Ne yazık ki bu tarihi gerçekler “toplum dinden soğumasın” düşüncesiyle gizlenmektedir. Gerçekler acıdır ve gizlidir.
-aven
Tüm zenginlikler , tarihi eserler yokedilmiş , yakılmış , yıkılmıştır.
Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan “Talkan Katliamında” 40.000 Türkün kesilerek 24 km yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır.
Aynı şekilde “Curcan Katliamında da esir alınan 40.000 Türk’ün nehir kenarında kafaları kesilmiş , nehrin suyu kıpkızıl olmuş , cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.
“Teslim olursanız canınız bağışlanacak” sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş ,
“Şeriat söz tanımaz” denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.
Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir.
Talkan katliamı’nın nasıl olduğunu anlamak için 10.yy alimlerinden Ebu Cafer Taberi‘nin Tarih-i Taberi adlı kitabına bakalım.
Her kim Türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar.Ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv’e geldiler.
Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan’a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe’nin geldiğini işitince kaçtı. Kuteybe Talkan’a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Ne kadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe’nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.
Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)
Kuteybe dedi: – Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.(Syf-347)
Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)
Ne yazık ki bu tarihi gerçekler “toplum dinden soğumasın” düşüncesiyle gizlenmektedir. Gerçekler acıdır ve gizlidir.
-aven
20 Eylül 2012 Perşembe
*****
GERİ KALAN HERŞEYİ DE ATATÜRK’e!"ATATÜRK' ün en büyük başarılarından biri,· 36 padişahın ilki hariç diğer 35 inin "yabancı ve gayri müslim kadınlar" (Sırp-Hırvat-Rum-Yahudi-Ermeni vb..) ile evlendiği,· bu kadınlardan doğan çocukların padişah yapıldığı,· 235 sadrazamının 150 sinin "devşirme-dönme" (Sırp-Hırvat-Rum-Yahudi-Ermeni vb..) olduğu,· 210 baş defterdarın 160 ı "devşirme-dönme" (Sırp-Hırvat-Rum-Yahudi-Ermeni vb..) olduğu,· 170 kaptanı deryanın 115 i "devşirme-dönme" (Sırp-Hırvat-Rum-Yahudi-Ermeni vb..) olduğu,· Türk uyrukluların yüksek eğitim kurumlarına ve devlet üst görevlerine kabul edilmediği,bir "tuhaf" düzen içerisinden ve "islam" olduğunu iddia edebilen böylesine bir yıkıntıdan "BİRLİK" kurarak, "TÜRK" bilinci yaratabilmiş olmasıdır.
.
"TÜRKİYE ATATÜRK’Ü ALLAH’A BORÇLUSUN,
"TURQUIE, TU DOIS ATATÜRK A DIEU, ET LE RESTE A ATATURK!"Daniel Dumoulin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




