3 Ekim 2010 Pazar

2 Ekim 2010 Cumartesi

*



Şeker hastalarında yiyeceklerin doğru miktarda yenilmesi çok önemli. Eğer diyabetseniz, yiyeceklerinizi diyetisyenin önerdiği miktarlara uygun olarak ölçerek ve öğünlere sadık kalarak yemelisiniz.

Şeker sinsi bir hastalık; bu hastalık herhangi bir belirti göstermeden yıllarca sessiz kalabiliyor. Önlem alınmazsa yüksek kolesterol, damar tıkanıklığı, kol ve bacakta kangren, körlük ve böbrek hastalıklarına sebebiyet veriyor. Ayrıca cinsel iktidarsızlığa, kişilik değişmesine, diş, deri, mide-bağırsak hastalıklarına da yol açıyor.

Kalıtım, şişmanlık, gebelik ve uzun süreli ilaç kullanımı (diüretik, kortikosteroid gibi…) hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Tip I ve Tip II olmak üzere iki tür şeker hastalığı var.

Tip I yani insüline bağlı şeker hastalığı kalıtsal olup çocukluk ya da gençlikte ortaya çıkıyor ve sürekli insülin tedavisini gerektiriyor. Oysa Tip II yani insüline bağımlı olmayan diyabet yetişkinlikte ortaya çıkıyor ve insüline gerek kalmadan diyet ve kilo kaybıyla kontrol altına alınabiliyor. Ancak yetişkinlikte ortaya çıkan şeker hastalığında ölüm riski çocuklukta oluşandan daha yüksek.


Şeker hastalığının belirtileri:
* Aşırı susama ve acıkma
* Çok sık idrara çıkma
* Aşırı yorgunluk ve uyku hali
* Hızlı kilo verme
* Bulanık görme
* Ciltte kuruma ve kaşıntı
* El ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşma
* Deride, vajinada ve mesanede iyileşmeyen enfeksiyonlar
* Açlık kan şekeri düzeyinin 140 mg/100 ml’nin üzerinde olması

Hangi sporlar yararlı?
Fiziki aktivite yani spor vücuttaki şekerin hızla tüketilmesine yardımcı olarak kan şekeri düzeyini dengeliyor. Spor ayrıca kan damarları ve kalp için de yararlı. Ancak spora başlamadan önce mutlaka doktora danışarak tıbbi kontrolden geçmeli ve uygulanacak spora karar verilmeli. Yürüyüş, bisiklet, yüzme gibi sporlar ideal olabilir.

Şeker hastasıysanız bunları ihmal etmeyin…
* Beslenme ve spor konusunda mutlaka doktorunuza danışın.

* Tip I diyabet hastası iseniz, 3 ana ve 3 ara öğün olmak üzere toplam 6 öğünü her gün aynı saatlerde yemeye özen gösterin. İnsülin aldığınız için karbonhidratların günlük dağılımı çok önemli; günlük karbonhidratın yüzde 15′ini kahvaltıda, yüzde 25′ini öğle, yüzde 30′unu akşam yemeğinde yiyin. Kalanı ara öğünlere paylaştırın.

* Tip II diyabet hastasıysanız, temel ilkeniz kilo kontrolü olmalıdır. Daha az yiyerek ve daha fazla hareket ederek fazla kilolarınızı verin. Az ve sık yiyin. Kesinlikle aç kalmayın, çünkü uzun süren açlık kan şekerinizde dalgalanmalara yol açarak hastalığınızı artırabilir.

* Tansiyon, kan şekeri ve kolesterolünüzü kontrol altında tutun.

Diyabetli hastalarda yiyeceklerin doğru miktarda yenilmesi çok önemli. Bu nedenle yiyeceklerinizi diyetisyeninizin önerdiği miktarlara uygun olarak ölçerek yiyin. C ve E vitaminleri ile krom minerali içeren besinleri her gün düzenli olarak tüketin. Günlük C vitamini gereksinimi 2000-5000 mg arası, E vitamini 800-1200 IU arası olmalı. Bu konuda öncelikle doktora danışıp gerekiyorsa takviye vitamin hapları da alabilirsiniz.

* Beyaz ekmek yerine kepekli ekmeği tercih edin.
* Öğünlerde mutlaka pişmiş sebze yemeği ve salata yiyin.
* Meyveleri mümkün olduğunca kabuğu ile yiyin.
* Posalı yiyecekleri tercih edin.
* Kuru baklagillere, özellikle fasulye, bezelye, mercimek, barbunya ve nohuta sofrada sıkça yer verin.
* Ölçülü miktarda zeytinyağı veya sıvıyağ kullanın.
* Kırmızı et yerine beyaz et yiyin.
* Etli yemeklere ayrıca yağ ilave etmeyin.
* Light süt ve yoğurdu tercih edin.
* Az yağlı peynir çeşitlerini tüketin.
* Krema, kaymak,tereyağı ve margarinden uzak durun.
* Şeker, tuz ve alkolden sakının.Tatlandırıcılı tatlılara tüketmeye çalışın.
* Düzenli spor yapın. Bu konuda mutlaka doktorunuza danışın.
* Günde en az 8 bardak su için.

Şeker hastaları nasıl beslenmeli?
JFK Hastanesi Diyetisyeni Özge Mergen, diyabet tedavisinde amacın kan şekerini normal düzeyde tutmak olduğunu belirtirken, bu amaç doğrultusunda en önemli hedefin dengeli beslenmek olduğunun altını çiziyor. Özellikle Tip II diyabetlilerde dengeli beslenme ve düzenli egzersiz uygulamalarıyla bireyin, uzun yıllar ilaç tedavisine gerek kalmadan yaşamını sürdürebileceğini belirtiyor. Diyetisyen Mergen, karbonhidrat, protein, yağ, mineral ve vitaminlerin günlük öğünlere dengeli bir şekilde paylaştırılmasını öneriyor.

Karbonhidratlar, günlük kalorinin yüzde 50-60′ını oluşturmalı. Yulaf, kuru baklagiller (özellikle fasulye), meyve ve sebzelerde bulunan lif içeriği yüksek karbonhidratlar, kan şekerinin yükselmesini önlerken, kolesterol düzeyini de kontrol altında tutabiliyor. Soğan, şeker hastaları için çok yararlı çünkü içeriğinde şeker düşürücü kimyevi maddeler bulunuyor. Brokoli, içeriğindeki bol miktarda karbonhidrat ve krom minerali ile kandaki şeker düzeyini kontrol altında tutabiliyor.

Şeker hastaları az yağlı yemekleri tercih etmeli. Çünkü bu hastalıkta, damar tıkanması ve kalp hastalıklarına yakalanma riski yüksektir. Ancak A, D, E ve K gibi bazı vitaminlerin vücutta kalmasını sağladığı için tamamen yağsız bir diyet de düşünülemez. Katı yağlar yerine zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlar tercih edilmeli.

Protein, vücuttaki doku ve hücrelerin yapıtaşı olduğundan mutlaka alınmalı. Proteinli besinler kan şekerini yükseltmiyor ama aşırı alındığında böbrek sorunlarına yol açıyor. Süt ve sütlü ürünlerinin light versiyonlarını seçin. Kolesterol içermeyen besinleri tercih edin.

Şeker ve şekerli besinlerden uzak durun. Bu tür besinler bağırsaklar tarafından hızla emildiği için kan şekerini çok çabuk yükseltiyor. Şeker yerine tatlandırıcı kullanın. Bu konuda aspartam, asesulfam, potasyum, sakkarin ve siklamat gibi enerji değeri olmayanları seçebilirsiniz. Tatlandırıcı hakkında mutlaka doktorunuza danışın.

Vitamin ve mineralli sebze ve meyveler hazmı kolaylaştırmanın yanı sıra içerdikleri posa sayesinde kan şekerinin daha geç ve kontrollü yükselmesini sağlıyor. Bu nedenle şeker hastaları için meyvenin kendisi meyve suyundan daha yararlıdır. C ve E vitaminleri şeker tedavisinin en önemli besin maddeleridir. C vitamini, insülinin hücrelere girmesine yardımcı olurken E vitamini, hastalığın yol açtığı komplikasyonları giderip insülinin etkinliğini artırıyor. Krom minerali, kan düzeyindeki dalgalanmaları önlüyor. Krom, tüm tahıllar, mısırözü yağı, sütlü ürünler, et ve mantarda bulunuyor.

Hangi yiyecekler şekeri düşürüyor?
Her besinin, yendikten sonra kan şekerini yükseltme hızı farklıdır. Yiyeceklerin, kan şekerini yükseltme hızlarına “glisemik indeks” deniyor. Genellikle posalı yiyeceklerin glisemik indeksleri düşük olur. Kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur, kepekli ekmek, elma, armut, light süt ve yoğurt, makarna ile portakal gibi besinlerin glisemik indeksleri düşüktür. Buna karşılık patates, pirinç, havuç, muz, kavun ve üzümünki yüksektir. Kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru erik gibi kuru meyvelerin de glisemik indeksi yüksektir. Şeker hastalarının mümkün olduğunca glisemik indeksi düşük besinleri tüketmesi kan şekerinin kontrol altında tutulmasını sağlayacaktır.

kaynak : Hürriyet.com

*****


21/1/2010 ·


29 Eylül 2010 Çarşamba

'Uzun yaşamamın sırrı, yapma denileni yapmak!'

'Uzun yaşamamın sırrı, yapma denileni yapmak!'

27/09/2010 8:10

Toplam 300 bin sigara, 900 şişe viski; işte 100 yaşındaki savaş gazisinin uzun yaşam sırrı!


LONDRA - İngiltere’de yaşayan Arthur Langran adlı savaş gazisi sağlıksız alışkanlıklarına rağmen 100’ü görebilmiş olmasını, insanların ‘yapma’ dedikleri şeyleri yapmasına bağlıyor. İki çocuk babası Langran, 20’sinden beri sigara kullanıyor, o zamandan beri de günde en az 10 sigara içtiğini anlatıyor. Bu, 292 bin sigaraya denk geliyor. Langran ayrıca 80 yıl boyunca her gün bir bardak viski tüketmiş.

100’üncü yaş gününü bir barda bira içerek kutlayan Langran’ın 62 yaşındaki oğlu Peter, “Doktor ona sigarayı bıraktırmanın bir anlamı olmayacağını söyledi. Zor bir yaşamı oldu. Yetimdi, zor şartlarda yaşadı. 14 yaşında Kanada’da çiftliklerde çalıştı. İkinci Dünya Savaşı’nda orduya katılmak için 1940’ta İngiltere’ye döndü ve Nazilerle savaştı. Savaşta bir el bombasından sağ kurtuldu, hâlâ derisinin altında şarapnel parçaları var. Sigara içmesine rağmen sağlığı iyi ve hâlâ kendi kendine merdivenleri çıkabilecek kadar dinç” diye konuştu.

Langran ise “Daima işin sırrının ‘yapma’ denileni yapmak olduğunu söylerim. 20 yaşından beri sigara içiyorum ve keyif alıyorum. Her gün gazete okuyorum, oğlum John’un yardımıyla bulmacaları çözüyorum” dedi. Langran’ın eşi Ivy, 2000 yılında yaşamını yitirmişti. (swns.com)

***




Kanserin Ölümü
Buğday çimi ekin, Buğday şırası için, Kanseri engelleyen besinlerin başında
atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor.
Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday
çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi Pakistan'daki Hunzakut
Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı
çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve
kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde
cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra
mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami
Güneral ile sohbetimiz sürüyor.
Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
Buğday müthiş bir kanser ilacıdır.
Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.
Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve
besin maddesi içerir.
Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez
daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir
bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler
içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan
'laetril' içermektedir.
Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır.
(Japon Bilim Adamı Nagivara)
Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale
getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
- Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
- Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi
yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri....
-
Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
- Evet herkes üretebilir.- İsterseniz tarif edeyim.
Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam
kavanoza konur.
Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir.
Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.
Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.
Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.
24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba
aktarılır.
Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise
günde 3 kez şıra alınır.
Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir.
O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir
içecek ortaya çıkar.

- Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur?
Çünkü anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden
biri...
Elmanın çekirdeğini de yiyin!
- Evet, Türkiye'de en kolay laetril'e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve
kayısı çekirdeğidir.
Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok
da iyi olur. Amerika'daki ilaç sanayinin maşaları bu 'laetril' adlı ilacı
yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika'da satılan 'laetril' bu ülkeden
alınıp kaçak olarak ABD'ye sokulmaktadır.
Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar
alınmaktadır.
'Kanserin Ölümü' adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı
kazandığını söylemişti.
- Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
- Evet öyle. Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği
yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna
inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var...
Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut'ta şimdiye kadar hiç
kanser olayına rastlanmadı.
Hanzakut'un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği...
- Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık
sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir
sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
- Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra
biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel'in tüm beden tedavisi bugün
bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.
Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi
- Tüm beden tedavisi nedir?
- Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm
vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu.

- Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir
bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu.
Issel'in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak
muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi.
Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile
karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu.
Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti.
Eski Sovyetler'de, şimdiki Rusya'da bu yöntem halen kullanılıyor.



Dr. Serap KIRMIZI
Uludag University
Faculty of Science and Arts
Department of Biology
16059 Gorukle/Bursa TURKEY

2 Eylül 2010 Perşembe

"HAYIRLI RAMAZANLAR..."



İstanbul'da sık sık gittiğim bir lokanta vardır.
Alkollü içki satmayan,geleneksel bir lokanta.
Her ramazanda dükkanın önüne dev bir pankart
asar ve"Hayırlı Ramazanlar"derdi.
Birkaç gün önce bu lokantaya gittim.Pankartı
asmamış.
Patrona,"Ne o,bu yıl ramazan gelmedi mi?"diye sordum.
"Geldi ama gitti"dedi.
Şaşırdım."Nasıl"dedim.
Ramazanın 1.günü pankartı asmış.
Hemen"birileri"gelmiş.
"Bu pankart siyasi maksatlı,indirin"demiş.
Patron,"Ne siyasi maksadı.Her yıl astığım pankart.
Depodan çıkardım"demiş.
"O zaman hemen yeniden depoya kaldır.
Seneye ramazanda asarsın"demişler.Kaldırmamış.
Ertesi gün bir daha gelmiş aynı"birileri".
Kaldırmış mecburen.
"Başka pankart da yaptıramadım.Ne yazacağımı
bilemedim.İyi ramazanlar desek olmaz.Bu yılı
hayırsız bir ramazanla geçiriyorum"dedi.
Not: Bu restoranın sahibi referandumda
"Evet"diyecekti.Şimdi kararını gözden geçiriyor.

Fatih ALTAYLI -Haber Türk (2 Eylül 2010)